Yıldızsız gezegenlerin uydularında yaşam ihtimali güçleniyor

TAKİP ET

Uzayda hiçbir yıldıza bağlı olmadan, galaksiler arasında başıboş dolaşan gezegenlerin tamamen ölü dünyalar olmayabileceği öne sürüldü. Yeni bir araştırmaya...

Almanya’daki Max Planck Dünya Dışı Fizik Enstitüsü’nden astrofizikçi David Dahlbüdding liderliğinde yürütülen çalışmaya göre, böyle bir uydu teorik olarak yaklaşık 4,3 milyar yıl boyunca yaşama elverişli sıcaklıkları sürdürebilir. Bu süre, Dünya’nın bugünkü yaşına oldukça yakın. Araştırmacılar, bunun basit yaşamın ortaya çıkması ve hatta zamanla daha karmaşık hale gelmesi için yeterli bir zaman aralığı olabileceğini düşünüyor.

SERSERİ GEZEGENLER SANDIĞIMIZDAN FAZLA

Bilim insanlarına göre gezegenler genellikle yıldızların çevresinde oluşuyor. Ancak genç gezegen sistemlerinde yaşanan güçlü kütle çekim karmaşası nedeniyle bazı gezegenler bulundukları sistemden dışarı savrulabiliyor. Bu şekilde yıldızından kopup uzay boşluğunda dolaşan dünyalara “serseri gezegen” deniyor.

Bu gezegenleri tespit etmek oldukça zor olsa da, araştırmacılar evrende çok sayıda serseri gezegen bulunabileceğini düşünüyor. Hatta bazı tahminlere göre her bir yıldız başına 17 ile 21 arasında serseri gezegen düşebilir. Bu da evrende trilyonlarca başıboş gezegen olabileceği anlamına geliyor.

Üstelik yakın tarihli modeller, bu gezegenlerin kendi uydu sistemlerine sahip olabileceğini ya da yıldızından koparken mevcut uydularını yanında sürükleyebileceğini gösteriyor. Araştırmanın en dikkat çekici noktası da burada başlıyor: Asıl yaşanabilir yer gezegenin kendisi değil, onun uydusu olabilir.

ISI KAYNAĞI YILDIZ OLMAK ZORUNDA DEĞİL

Normalde yaşam arayışında en önemli koşullardan biri sıvı su. Bunun için de genellikle bir yıldızdan gelen ısı gerekiyor. Yıldıza sahip olmayan bir gezegenin ya da uydunun çok soğuk olması beklendiği için, bu tür dünyalar uzun süre umut verici hedefler olarak görülmedi.

Ancak yeni çalışmada araştırmacılar, yıldız olmasa bile başka bir ısı kaynağının devreye girebileceğini gösterdi. Buna göre, serseri gezegenin çevresinde dönen bir uydu, gezegenin güçlü kütle çekimi nedeniyle sürekli sıkışıp gevşiyor. Bu gelgit etkisi, uydunun iç kısmında ısı üretiyor. Yani uydu, adeta içeriden ısınıyor.

Bu tek başına yeterli değil. Oluşan ısının uzaya kaçmaması için atmosferin de bu sıcaklığı tutması gerekiyor. Önceki çalışmalarda bu görev için karbondioksit öne çıkmıştı. Ancak çok soğuk ortamlarda karbondioksit yoğuşup çöktüğü için, ısıyı uzun süre hapsetmekte yetersiz kalabiliyor.

HİDROJEN ATMOSFERİ FARK YARATIYOR

Yeni araştırmada ekip, karbondioksit yerine hidrojen ağırlıklı bir atmosferi modelledi. Çünkü hidrojen, aşırı soğuk koşullarda da gaz halinde kalabiliyor ve uygun basınç altında ısıyı etkili biçimde tutabiliyor.

Araştırmacıların hesaplamalarına göre, kalın hidrojen atmosferine sahip bazı uydularda sıvı suya uygun koşullar 4,3 milyar yıla kadar korunabiliyor. Önceki karbondioksit modellerinde bu sürenin yaklaşık 1,6 milyar yıl seviyesinde kaldığı belirtiliyordu. Bilim insanları, 1,6 milyar yılın yaşamın başlaması için yeterli olabileceğini, ancak karmaşık canlılığın gelişmesi için daha uzun sürelerin önemli olduğunu vurguluyor.

Elbette bir yerde sıvı su bulunması, orada kesin olarak yaşam olduğu anlamına gelmiyor. Yine de bu çalışma, yaşam için mutlaka bir yıldıza ihtiyaç olmayabileceğini ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, evrende yaşama uygun bölgeler sandığımızdan çok daha fazla olabilir.

Araştırmacılar, gelecekte hidrojen dışındaki atmosfer türlerini de inceleyerek bu görünmeyen dünyaların gerçekten ne kadar yaşanabilir olabileceğini test etmeyi hedefliyor.