Dünyada kızıl saçlıların sayısı giderek artıyor: İşte nedeni

TAKİP ET

Bilim insanları tarafından yürütülen kapsamlı bir antik DNA araştırması, insan evriminin tahmin edilenden çok daha hızlı ilerlediğini ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre, dünya nüfusunun yüzde 2'sinden azını oluşturan kızıl saçlı bireylerin sayısı, genetik seçilim yoluyla giderek artış gösteriy...

Nature dergisinde yayımlanan ve Harvard Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışma, son 10 bin yıl içerisinde kızıl saçtan sorumlu genetik varyantların Avrupalılar arasında daha yaygın hale geldiğini belgeledi. 250’den fazla arkeolog ve antropoloğun iş birliğiyle gerçekleştirilen çalışmada, Batı Avrasya bölgesinde yaşamış 16 bin kişiye ait antik DNA örnekleri analiz edildi.

GENETİK SEÇİLİM TARIM DEVRİMİYLE HIZLANDI

Araştırma verileri, genetik seçilimin avcı-toplayıcı düzenden tarım toplumuna geçişle birlikte ivme kazandığını gösteriyor. Bilim insanları, kızıl saç genine sahip bireylerde sadece fiziksel değişimlerin değil, aynı zamanda bazı sağlık avantajlarının ve dezavantajlarının da kümelendiğini saptadı. Elde edilen bulgulara göre, bu genetik yapıya sahip bireylerde erkek tipi kellik oranının daha düşük olduğu, yürüme hızının daha yüksek seyrettiği ve vücut yağ oranının azaldığı gözlemlendi. Sağlık direnci açısından ise kızıl saç varyantını taşıyanların cüzzam ve HIV gibi hastalıklara karşı daha dirençli olduğu, romatoid artrit riskinin ise bu grupta daha düşük olduğu belirlendi.

EVRİMSEL AVANTAJLARIN KAYNAĞI ARAŞTIRILIYOR

Harvard Üniversitesi uzmanları, kızıl saçın modern dünyada tam olarak hangi hayatta kalma avantajını sağladığı konusunda henüz kesin bir yargıya varmış değil. Genetik mutasyonların üreme sırasında DNA kopyalama hatalarıyla ortaya çıktığını belirten araştırmacılar, bir varyantın hayatta kalma avantajı sağlaması durumunda sonraki nesillere aktarılma hızının arttığını vurguluyor. Çalışmada ayrıca tarımın başlaması ve buğday tüketiminin artmasıyla birlikte, çölyak hastalığına yatkınlık sağlayan genetik faktörlerin de eş zamanlı olarak yükselişe geçtiği saptandı. Uzmanlar, bazı genetik değişimlerin hastalıklara direnç gibi mantıklı sebeplere dayandığını, ancak bazılarının hala gizemini koruduğunu ifade ediyor.

YENİ GEN TERAPİLERİNİN ÖNÜ AÇILABİLİR

Araştırma ekibi, çalışmanın kapsamını genişleterek Doğu Asya, Doğu Afrika ve Güney Amerika bölgelerindeki genetik varyasyonları da incelemeyi planlıyor. Bu geniş çaplı genetik haritalandırmanın, gelecekte hastalıkların önlenmesinde ve yeni gen terapisi yöntemlerinin geliştirilmesinde kritik bir rol oynaması hedefleniyor.