Doğal gaz ararken keşfettiler: Antik Fırat Nehri bulundu
Bilim insanları, medeniyetin beşiği olarak kabul edilen Fırat Nehri'nin milyonlarca yıl önce Paleo-Karasu ve Paleo-Murat adlı iki devasa eski nehrin birleşmesiyle oluştuğunu deniz tabanının altında yürüttükleri sismik çalışmalarla kanıtladı.
Nature Geoscience dergisinde yayımlanan jeolojik araştırmaya göre, Akdeniz'in tabanında tesadüfen keşfedilen antik nehir yatakları, bölgenin coğrafi tarihini tamamen değiştirdi. Yapılan sismik analizler, eski dönemlerde bölgeden geçen Paleo-Karasu nehrinin su hacmi bakımından modern Nil Nehri'nden daha büyük olduğunu, Paleo-Murat nehrinin ise günümüzdeki Dicle ve Fırat'ın toplam debisini geride bıraktığını ortaya koydu.
DOĞAL GAZ ARARKEN ANTİK NEHİR YATAKLARINI BULDULAR
Keşif süreci, enerji şirketi Chevron bünyesinde görev yapan jeolog Andrew Madoff'un, Lübnan kıyılarında doğal gaz yatakları tespit etmek amacıyla sismik verileri incelemesiyle başladı. Deniz tabanının altındaki katmanlardan yansıyan ses dalgalarını analiz eden Madoff, petrol kaynakları yerine yüzlerce metre derinlikte gizlenmiş antik bir nehir sisteminin izlerine rastladı. Sonraki yıllarda jeolojik haritalar ve deniz verileri üzerinde yapılan kapsamlı çalışmalar, bugün Türkiye, Suriye ve Irak topraklarından geçen Fırat Nehri'nin kökenini bilimsel olarak aydınlattı.
DEPREM VEYA DAĞ OLUŞUMU ORTA DOĞU'NUN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ
Araştırma verilerine göre, günümüzden yaklaşık 5,3 milyon yıl önce Orta Doğu coğrafyasında büyük bir deprem veya yeni bir sıradağ oluşumu gibi kitlesel bir jeolojik olay meydana geldi. Bu tektonik hareketlilik sonucunda su yataklarının yönü değişti ve o döneme kadar bağımsız akan iki dev nehir tek bir sistemde birleşerek modern Fırat Nehri'ni oluşturdu. Eş zamanlı olarak Akdeniz'in su seviyesinde yaşanan büyük değişimler, bölgede geniş ölçekli erozyonlara ve sellere yol açarak Mezopotamya coğrafyasının şekillenmesini sağladı.
KURAKLIK VE ANTİK KEHANETLER YENİDEN GÜNDEMDE
Fırat Nehri, son yıllarda iklim değişikliği ve artan su tüketimi nedeniyle ciddi bir kuruma tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor. Bu durum, İncil'in Vahiy Kitabı'nda yer alan ve kıyamet alameti olarak nehrin sularının tamamen çekileceğini öne süren antik kehanetleri yeniden tartışmaya açtı. Bilim insanları nehirdeki su kaybını tamamen küresel iklimsel faktörlerle açıklasa da, nehrin tarihsel kökenine dair yapılan bu son jeolojik keşif, ilk şehirlerin, tarımın ve yazının doğduğu bu coğrafyanın insanlık tarihi için önemini bir kez daha tescilledi.