Bahçeli:
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM'de düzenlenen partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunuyor.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM’de düzenlenen partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunuyor. Hürmüz Boğazı'nda artan ABD-İran gerilimine de değinen Bahçeli, "Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti söylemiştik. Verilen mutabakat sözü nihayete ulaşmalı. İran'ın bombalanması barış ihtimaline güveni sarstı. İran tarafı saldırıya uğramıştır ve vatandaşları öldürülmüştür. Bu gerçekler görülmelidir. ABD Başkanı'nın 'Mutabakat benim için bitti.' açıklaması sorunludur. Mutabakat bir şahsın değil devletin taahhütüdür. Öncelikle saldırılar durdurulmalıdır. ifadelerini kullandı. Bahçeli'nin açıklamalarının satır başları şöyle oldu: "Ankara büyük direniş simgesidir. Bir zamanlar direnişin karargahı olan Ankara yeni dönemin küresel güvenlik stratejilerinin konuşulduğu yerdir. NATO zirvesini bir toplantı olarak değerlendirmek yanlıştır. Bugünün çok katmanlı güvenlik planlamaları yapılmıştır.
NATO YENİ BİR DEVRİN ŞAFAĞINDADIR
Türkiye NATO’da sadece stratejik konumuyla değil devlet aklıyla yeni dönemin kurucu ortağı olmuştur. Bu Ankara zirvesinde ortaya konmuştur. NATO yeni bir devrin şafağındadır, başındadır. Böylesi bir çağda güvenlik bütçeyle değil onu kabiliyete çevirmekle ölçülecektir. İttifak güvenlik çağının farkına varmış mıdır? Savunma sanayiyi birkaç ülkenin imtiyazlı alanı olmaktan vazgeçecek midir? Ankara zirvesi işte bu soruları NATO’nun önüne koymuştur. Cumhurbaşkanımız yaptırımların kaldırılması çağrısı bu açıdan oldukça önemlidir. Türkiye’nin sahadaki başarısını görüp savunma sanayi de yaptırım yapmak anlamlı değildir. Türkiye namına atılacak her olumlu adım lütüf değil hakkaniyetin yerini bulmasıdır. NATO’daki "İMECE" başlığı çok önemlidir. Türkiye’nin güvenliği uzayda da düşüne bir devlet aklının göstergesidir. Bu milli teknoloji hamlesidir. Böylesine devasa envanterlere kolay ulaşmadık. Her hakikatte bir hayal vardır. Sabırla büyüyen bir hayal vardır ve bunlar çeliğe dönmüştür. Ankara'dan, 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna'ya verilen askerî desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa'nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran'ın nükleer programından Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye'de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerine kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara'da müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yalın kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı, hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil, badire anlarında sınanan sadakatlerle, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletle, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası bu hakikati, zamanın aşındıramadığı mutlak bir esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk'un bin yılı aşkın zaman önce, "Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım." derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil, devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. Bugün de karşımızdaki resim aynı duruma işaret etmektedir. Şimdi size soruyorum. Zamanın akışını kim okuyacaktır? Görünürdeki sükûnetin altında kaynayan kazanların ateşini kim teşhis edecektir? Müttefiklik sözlerinin arkasındaki samimiyet derecesini kim ölçecektir? Dostluk beyanlarının satır aralarında saklanan menfaat hesaplarını kim fark edecektir? Krizlerin gölgesinde kurulan yeni denklemleri, diplomatik tebessümlerin gerisindeki soğuk hesapları kim görecektir? Kim sabretmeyi bildiği kadar sert çekmeyi, müzakere etmeyi bildiği kadar hakkını müdafaa etmeyi gösterecektir? Cevap bellidir. O da Türkiye'dir.
F-35 SÜRECİNİN YENİDEN ELE ALINMASI ÖNEMLİ
Sayın Cumhurbaşkanımızın savunma sanayi kısıtlamalarının sona erdirilmesine dair çağrısı, Ankara Zirvesi'nin başlıca ikazlarından biridir. CTSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 sürecinin yeniden ele alınması yönünde beliren irade önemlidir. Ancak üzerinde durmamız gereken husus, Türkiye'nin yıllardır karşı karşıya bırakıldığı haksız muamelenin ittifak düzeninde meydana getirdiği itimat aşınmasını gidermektir. Zira Türkiye'nin sahadaki fedakârlığını kabul edip savunma kabiliyetini siyasi hesapların konusu yapmak akıl kârı değildir."