30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yılı kutlu olsun
Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından yaklaşık 10 ay boyunca hazırlanan Büyük Taarruz'un en kritik unsurlarından biri gizlilikti. Taarruzun zamanı ve yönü saklanırken birliklerin hareketlerinden haberleşmeye, askerî toplantılardan yanıltma faaliyetlerine kadar birçok ayrıntı planın açığa çıkmaması için düzenlendi. Peki Türk ordusu böylesine büyük bir askeri harekâtı nasıl gizledi?
Tarih, çocukluktan itibaren hayatımıza giren ve yıllar geçtikçe anlamı değişen nadir şeylerden biri. İlkokulda, ortaokulda ders kitaplarının sayfalarında öğrendiğimiz olaylar, zamanla yalnızca birer tarih ve isim olmaktan çıktı. Okullarda ismi değişti. İnsanlar değişiyor, yaşlar değişiyor, hayatın kendisi değişiyor; ama bazı tarihler yerini koruyor. 26 Ağustos 1922 de bugün hâlâ aynı ağırlıkla hatırlanan tarihlerden biri. Ancak bugün bir zafer olarak bildiğimiz Büyük Taarruz, o gün henüz sonucunu kimsenin bilmediği bir harekâttı. Türk ordusu aylar boyunca bu taarruza hazırlanırken, hazırlığın kendisi kadar önemli olan bir başka mesele daha vardı: Planın düşman tarafından önceden öğrenilmemesi. 26 Ağustos 1922 de bugün hâlâ aynı ağırlıkla hatırlanan tarihlerden biri. Ancak bugün bir zafer olarak bildiğimiz Büyük Taarruz, o gün henüz sonucunu kimsenin bilmediği bir harekâttı. Türk ordusu aylar boyunca bu taarruza hazırlanırken, hazırlığın kendisi kadar önemli olan bir başka mesele daha vardı: Planın düşman tarafından önceden öğrenilmemesi.
26 AĞUSTOS SABAHI GİZLİLİK SONA ERDİ
Aylar süren hazırlıkların ardından 26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladı.
Artık gizlenmesi gereken hazırlık sona ermiş, Türk ordusunun planı sahaya taşınmıştı. Gece hareket eden birlikler, susturulan telsizler, kamufle edilen yığınaklar ve düşmanı yanıltmaya yönelik uygulamalar yerini açık bir askerî harekâta bıraktı.